16 Aralık 2020 Çarşamba

 UNIT 10 : THE SIMPLE FUTURE TENSE

  The Simple Future Tense, Türkçe karşılığı "Basit Gelecek Zaman"dır. Gelecek zamanlı olaylardan bahsederken kullanılır. Bu tense'i anlamak ve konuşmak için "be going to ve will" yardımcı fiillerini kullanmak gerekir. 

 "be going to" Kullanımı

 "To be going to", gelecek zaman yardımcı fiilidir ve gelecekte yapılacak işlerden bahsederken kullanılır.
"-ecek, -acak" anlamındadır. Olumlu cümle yapısı; *Subject + am, is, are going to + V1 + Object* şeklindedir. 
Be going to'nun kullanıldığı yerler şöyledir: 
  • Önceden kararlaştırılmış, planlanmış olaylardan bahsederken kullanılır.
        - We are going to visit the museum. (Müzeyi ziyaret edeceğiz.) 
        - The meeting is going to start at 4 o'clock. (Toplantı saat 4'te başlayacak.)
  • Eğer bir işin olacağı, şu anki duruma göre kesinse veya olasılığı kuvvetliyse kullanılır. 
        - I don't feel well. I think I'm going to faint. (İyi hissetmiyorum. Sanırım bayılacağım.)
        - Look at the those black clouds! It is going to rain. (Şu kara bulutlara bak! Yağmur yağacak.)
        - Watch out! Those boxes are going to fall. (Dikkat et! Şu kutular düşecek.)
  • Planlanmış hedefler, amaçlardan bahsederken kullanılır. 
        - I am going to become an English teacher in the future. (Gelecekte bir İngilizce öğretmeni olacağım.)

Olumsuz cümle yapısı; *Subject + am, is, are NOT going to + V1 + Object* şeklindedir. 
 - I am not going to stay at home next summer. ( Gelecek yaz evde durmayacağım.)
 - He is not going to study engineering. ( O, mühendislik okumayacak.) 
 - They are not going to play tennis tomorrow. ( Onlar yarın tenis oynamayacaklar.)

Soru cümlesi ; "Am, is, are + subject + going to + V1 + Object ?" şeklindedir.
 - Is Aylin going to fly to Paris? ( Aylin, Paris'e uçacak mı?)
 - Are you going to sleep at 9 o'clock? ( Saat 9'da uyuyacak mısın?) 
 - Are the students going to have a picnic next weekend?  (Öğrenciler gelecek haftasonu piknik yapacaklar mı?) 



"Will" Kullanımı

 "-ecek, -acak" anlamındadır. Olumlu cümle yapısı; *Subject + will + V1 + Object* şeklindedir. Kullanıldığı yerler şöyledir:
  • Bir işe daha önceden değil, konuşma anında karar verilmişse kullanılır.
        - I am hungry. I will eat a sandwich. (Ben açım. Bir sandviç yiyeceğim.)
        - My mother is cleaning the house. I will help her. (Annem evi temizliyor. Ona yardım edeceğim.) 
  • Gelecekle ilgili tahminlerde bulunurken kullanılır. Bu durumda "think, hope, expect, believe, promise" gibi fiillerle ve "perhaps, maybe, sure" gibi zarflarla birlikte çok sık kullanılır.
        - Maybe, it will rain. ( Belki yağmur yağacak.)
        - I think we will have a quiz. ( Bence bir mini sınav olacağız.) 
        - I am sure he will come to the match. (Eminim ki o, maça gelecektir.) 
        - I believe Jack will be very famous footballer. (İnanıyorum ki Jack çok ünlü bir futbolcu olacak.)
  • ** Her türlü teklif ve yardım önerilerinde bulunurken de kullanılır. 
         - Will you marry me? (Benimle evlenir misin?)
       - You can't carry these boxes by yourself. I will help you. (Bu kutuları tek başına taşıyamazsın. Sana yardım edeyim.) 
       
 Will yardımcı fiili ile olumsuz cümle kurarken NOT eki getirilir. Cümle yapısı; *Subject + will not ( won't ) + V1 + Object* şeklindedir. 
 - I will not go shopping. ( Alışverişe gitmeyeceğim.)
 - He will not call us. (O, bizi aramayacak.) 
 - Sally won't join the party. ( Sally partiye katılmayacak.)

  Soru cümlesi kurarken will cümlenin başına getirilir. Cümle yapısı; *Will / Won't + subject + V1 + Object* şeklindedir. 
 - Will the teacher ask a question?  (Öğretmen soru soracak mı?)
 - Will you study hard?  (Sıkı çalışacak mısın?) 
 - Will Kemal take a photo? (Kemal bir fotoğraf çekecek mi?) 
 - Won't she come to the cinema? (O, sinemaya gelmeyecek mi?) 



Time Expressions ( Zaman İfadeleri )

Future Tense ile kullanılan zaman ifadeleri şunlardır: 

tomorrow = yarın ------ morning/ afternoon/ night
next = gelecek ------- week/ month/ year/ Monday/ March 
soon = yakında 
in the future = gelecekte
in June/ August = Haziranda / Ağustosta
this afternoon = bu öğleden sonra

  Konu tekrarını bitirdik şimdi sizler aşağıdaki videoyu izleyerek kısa bir pekiştirme yapıp daha çok örnek cümle görebilirsiniz. :))
















15 Aralık 2020 Salı

 UNIT 9 : COUNTABLE - UNCOUNTABLE NOUNS 

 Bu ünitede "There is/There are" yapısıyla birlikte "sayılabilen (countable) ve sayılamayan (uncountable)" adları, "How much / "How many" kalıbı ile soru tümceleri kurup yanıtlamasını ve "some, any, a lot of, many ve much" gibi miktar gösteren sıfatları işleyeceğiz. 

 "There is / There are"  vardır anlamındadır. Bir yerde bir şeyin var olduğu bilgisini verir. Olumsuzu There isn't / There aren't şeklindedir. Soru cümlesi ise Is there / Are there şeklinde yardımcı fiilin başa alınmasıyla oluşturulur. There is/There are, "to be" fiilinin kullanıldığı tüm tense'lerle kullanılır. 

Sayılamayan veya tekil isimlerle "There is", sayılabilen çoğul isimlerle de "There are" kullanılır!!
- There is a book on my table. ( Masamın üstünde bir kitap var.)
- There are thirty students in this class. ( Bu sınıfta 30 öğrenci var.) 

1.) Countable Nouns ( Sayılabilen İsimler ) : Sayabildiğimiz ve bir sayıyla birlikte kullanabildiğimiz isimlerdir. Tekil ve çoğul olarak kullanılabilirler. Örneğin; "a book, two pencils, birds, cars"... 

Adların çoğu sonuna "-s" takısı getirilerek çoğullaştırılır. -Chair---chairs, cat----cats, bike----bikes. 
Fakat bazı isimlerde çoğul yapabilmek için bazı kurallar vardır: 
  • Sonu -y ile biten isimlerde -y düşer yerine "-ies" takısı getirilir. City ----- Cities
  • Sonu -f ve -fe ile biten isimlerde -f,-fe düşer, yerine "-ves" gelir. Leaf ----- Leaves , Wolf ------ Wolves , Knife --- Knives
  • Sonu bir sessiz ve -o ile bitiyorsa -es takısı gelir. Potato ---- Potatoes , Tomato ---- Tomatoes
  • Sonu -x, -s -sh,-ch,-z ile bitiyorsa -es takısı gelir. Box --- Boxes , Class --- Classes , Dish --- Dishes , Watch --- Watches
Bunların yanı sıra çoğul halleri hiçbir kurala uymayan sayılabilen adlar da vardır. 
  • Tekil :   man    woman     child          person     tooth     foot    fish    sheep     mouse
  • Çoğul : men     women    children     people     teeth      feet    fish    sheep      mice
 2.) Uncountable Nouns ( Sayılamayan İsimler ) : Tane olarak değil bir kütle olarak gördüğümüz isimlerdir. Soyut kavramlar da sayılamayan isimler arasındadır. Çoğul olarak kullanılamazlar. 
Örneğin; "cheese, salt, meat, bread, milk, juice, water, coffee, sugar, honey, money, furniture, gold, happiness, honesty, health"...



How Much / How Many ?

   Miktar ve tutar sorarken kullandığımız soru kalıplarıdır. 
"How many", sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır. = *"How many + plural countable nouns." 
Anlamı; "Kaç tane"dir. 
 - How many books are there on the desk? ( Sıranın üstünde kaç kitap var?) 
 - How many flowers are there in the vase? ( Vazonun içinde kaç çiçek var?) 
"How much" , sayılamayan isimlerle kullanılır. = *"How much + uncountable nouns." 
Anlamı; "Ne kadar"dır.
 - How much sugar do you want? ( Ne kadar şeker istersin?)
 - How much butter is there on the plate? ( Tabakta ne kadar tereyağı var?)

A: - How many people are there at the party? ( Partide kaç kişi var?) 
B: - There are about sixty people. ( Yaklaşık 60 kişi var.)   

A: - How much money is this umbrella? ( Bu şemsiye ne kadar?) 
B: - It is ten dollars. ( O, 10 dolardır.) 
       
   Öğrendiklerimizden yola çıkarak aşağıdaki testi çözelim.


"some, any, a lot of, many ve much" Kullanımı

  • "Some" olumlu cümlelerde; hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerle birlikte kullanılır. Sayılabilen isimlerle anlamı "birkaç", sayılamayan isimlerle anlamı "biraz"dır.  
            -There is some milk in the glass. ( Bardakta biraz süt var.) 
            - There are some people at the bus stop. ( Otobüs durağında birkaç insan var.) 
  • "Any" olumsuz ve soru cümlelerinde; hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerle birlikte kullanılır. Sayılabilen ve sayılamayan isimlerle anlamı "hiç"tir. 
           - There isn't any salt in this meal. (Bu yemekte hiç tuz yok.)
           - Are there any apples in your basket? (Senin sepetinde hiç elma var mı?)
  • "A lot of" sayılabilen çoğul ve sayılamayan isimlerle, genellikle olumlu cümlelerde "çok, birçok" anlamında kullanılır. 
           - There is a lot of noise in the classroom. (Sınıfta çok gürültü var.)
           - There are a lot of people in the cinema hall. (Sinema salonunda birçok insan var.)
  • "Many" olumlu, olumsuz ve soru cümlelerinde "çok" demek için  sadece sayılabilen isimlerle kullanılır. 
          - There are many pictures on the wall. (Duvarda çok resim var.)
          - There aren't many lakes in this town. (Bu kasabada çok göl yoktur.)
          - Are there many mistakes in his exam paper? (Onun sınav kağıdında çok hata var mı?)
  • "Much" olumsuz ve soru cümlelerinde "çok" demek için sadece sayılamayan isimlerle kullanılır. 
           - There isn't much money in his pocket. (Onun cebinde fazla para yok.)
           - Is there much jam in the jar? (Kavanozda çok reçel var mı?)


 Bu haftaki konumuz bittiğine göre, sizden derste öğrendiklerimizin dışında "10 tane countable ve 10 tane uncountable isim" bulup yazmanızı istiyorum. Aşağıdaki alıştırmaları yapmayı da unutmayalım. :)














14 Aralık 2020 Pazartesi

 UNIT 8 : THE PRESENT PERFECT TENSE

  Present Perfect Tense anlam olarak en çok karıştırdığımız zamanlardan biridir. Tam bir Türkçe karşılığı olmamakla birlikte Present Perfect Tense 'i Türkçe'ye en yakın "Belirsiz Geçmiş Zaman" şeklinde çevirebiliriz. Çünkü bu tense ile kurulan cümlelerde eylemin zamanı değil, yapılıp yapılmadığı önemlidir.
Bu tense ile kullandığımız yardımcı fiiller "have / has" dir ve fiillerin 3. hallerini ( past participle ) kullanarak cümle kurulur. 
I, You, We, They özneleriyle HAVE
He, She, It özneleriyle HAS yardımcı fiili kullanılır.

Present Perfect Tense'de olumlu cümle yapısı; Subject + have/has + past participle (V3) + object şeklindedir.
Examples: 
 - I have studied English. ( Ben İngilizce çalıştım.) Zamanı belli değil ama eylem yapıldı!
 - He has eaten his dinner. ( O, akşam yemeğini yedi.)
 - They have played football. ( Onlar futbol oynadılar.)

have/has kısaltılmış hali


Present Perfect Tense ile olumsuz cümleler kurmak için yardımcı fiillere NOT eki getirilir. "have not  (haven't) , has not ( hasn't)" şeklinde kısaltarak da kullanılabilir. Cümle yapısı; Subject + haven't / hasn't + V3 + object şeklindedir. 
Examples: 
 - I haven't bought a new car. ( Ben yeni bir araba almadım.)
 - It hasn't rained heavily. ( Çok yağmur yağmadı.)
 - We haven't understood the problem. ( Biz sorunu anlamadık.)



Present Perfect Tense ile soru cümlesi kurmak istersek "have/has" yardımcı fiillerini cümlenin başına alırız. Cümle yapısı, Have / has + subject + V3 + object şeklindedir. 
Examples: 
 - Have you learned Spanish? ( İspanyolca öğrendin mi?)
 - Has Haluk fixed his car?  ( Haluk arabasını tamir etti mi?) 
 - Have they visited their parents? ( Onlar anne-babalarını ziyaret etti mi?)

 Bu tense birçok kullanım özelliğine sahiptir. Her kullanımda da Türkçe'ye değişik şekilde çevrilmektedir. Gelin bu kullanımlardan bazılarını inceleyelim:
1. Geçmişte olay belirsiz bir zamanda meydana gelmişse kullanırız. 
 - I have seen the latest film of this director. ( Bu yönetmenin son filmini gördüm.)
2. Geçmişte bir olay başlamış ve şu ana kadar devam ediyorsa kullanırız. 
 - She has lived in Italy for two months. ( O, iki aydır İtalya'da yaşıyor.) İki ay önce taşındı ve hala orada yaşıyor!
3. Bir olay geçmişte bitmiş fakat etkisi hala devam ediyorsa kullanırız. 
 - They cleaned the house. It is clean now. ( Onlar evi temizledi yani ev şu an temiz.)
4. Deneyim, tecrübelerden bahsederken kullanırız. 
 - I have never eaten sushi. ( Hiç suşi yemedim.) 

Time Expressions ( Zaman İfadeleri )

*Just*    "az önce" anlamındadır ve çok kısa bir süre önce tamamlanmış durumlarda kullanılır.
 - She has just come. (O, az önce geldi.)
*Already*   "zaten, çoktan" anlamındadır ve olumlu cümlelerde kullanılır.
 - I have already called them. ( Zaten onları aradım.)
*Yet*   "henüz, daha, hala" anlamındadır ve olumsuz ve soru cümlelerinde cümlenin sonunda kullanılır. 
 - He hasn't finished his homework, yet. ( O, henüz ödevini bitirmedi.)
 - Have / haven't you slept, yet?  ( Daha uyumadın mı?)
*Ever*   "hiç" anlamındadır ve daha önceki tecrübelerimizden bahsedilirken kullanılır. Bir işi daha önce yapıp yapmadığımızı sorar.  
 - Have you ever seen the Galata Tower? ( Daha önce hiç Galata Kulesi'ni gördün mü?)
*Never*   "hiç" anlamındadır. Olumsuz deneyim cümlelerinde ve ever ile sorulan sorulara olumsuz yanıt verirken kullanılır.
 - Tarık has never traveled by train. ( Tarık trenle hiç seyahat etmedi.)
 A: - Have you ever been to London? ( Daha önce hiç Londra'da bulundun mu?)
 B: - No, never. ( Hayır, hiç.)
 *Lately, recently*  "son zamanlarda" anlamındadır kesin bir zaman belirtmeyen cümlelerle kullanılır.
 - He has watched many films lately. ( O, son zamanlarda çok film izledi.)
*So far*   "şimdiye kadar" anlamındadır. 
 - We have had two exams so far. ( Şimdiye kadar iki tane sınav olduk.)

Bütün bu ifadelerin yanı sıra bir cümleye baktığımızda hemen Present Perfect Tense olduğunu anlayacağımız iki temel zaman ifadesi daha önce çoğu yerde karşılaştığımız " Since ve For "dur.
   Since 
 "-den beri" anlamındadır. Olayın başlangıç zamanı önemlidir. Kesin, belli bir zamanla kullanılır.
Examples:  
 - They have worked in that company since 2006. (2006'dan beri bu şirkette çalışıyorlar.)
 - The dog has barked since last night.  (Köpek dün geceden beri havlıyor.) 
 - I haven't seen them since they left Istanbul. (İstanbul'dan ayrıldıklarından beri onları görmüyorum.)
since + belli bir zaman = 9 o'clock / last Monday / October / 2001 / yesterday evening.
since devamına cümle de alabilir: since she graduated / they married / I was born.

   For
 "-dır, -dir" anlamındadır. Olayın devam ettiği süreç önemlidir. Belli olmayan zamanlarla kullanılır. 
Examples: 
 - The children have played card games for three hours. ( Çocuklar üç saattir kart oyunları oynuyorlar.)
 - I have studied at Istanbul University for the last two years. ( Son iki yıldır İstanbul Üniversitesi'nde okuyorum.)
 - We have been in Anatolia for centuries. ( Yüzyıllardır Anadolu'dayız.)


   Konumuz bittiğine göre şimdi aşağıdaki videolarla kısa bir pekiştirme yapalım.





 
Konuyu iyice kavradıktan sonra aşağıdaki alıştırmaları yapalım. Başarılar...



13 Aralık 2020 Pazar

 UNIT 7 : THE SIMPLE PAST TENSE

  Bu haftaki konumuz Simple Past Tense, yani Türkçedeki "Di'li Geçmiş Zaman"a karşılık gelen tense'tir. Geçmişte belli bir zamanda başlamış ve bitmiş olayları anlatırken kullanılır. Geçmiş Zamanda iki türlü kullanım vardır. İlki, önceki ünitelerde present halini gördüğümüz "am, is, are" ( olmak )  fiillerinin burada "was, were" past halini göreceğiz. İkincisi, fiillerin 2. hallerinin ( V2 ) kullanımını göreceğiz. 

Simple Past Tense + "to be" 

 Geniş Zamanda kullandığımız "am, is, are" fiillerinin Geçmiş Zamanda "was, were" karşılığını kullanırız. Cümle yapısı *Subject + was/were + object şeklindedir. 

I, He, She ve It özneleriyle WAS 
You, We, They özneleriyle WERE kullanırız. 

Examples :
- I was at school. ( Ben okuldaydım.) 
- She was very hungry. ( O, çok açtı.) 
- They were in the library. ( Onlar kütüphanedeydiler.) 
- We were very busy. ( Biz çok meşguldük.) 

 *was, were fiillerinin olumsuz hali wasn't ( was not ), weren't ( were not ) şeklindedir. 
 - I wasn't / was not at a hospital. ( Ben hastanede değildim.) 
 - He wasn't / was not in Italy in 2019. ( O, 2019'da İtalya'da değildi.) 
 - We weren't / were not on holiday. ( Biz tatilde değildik.) 
 - You weren't / were not very successful at the university. ( Sen üniversitede çok çalışkan değildin.) 

*was, were ile soru cümlesi kurmak istersek de was, were fiillerini başa alırız. 
Was / Were + subject + object ? cümle yapısını kullanırız.
- Was Sue at home? ( Sue evde miydi?) 
- Were you a student at Istanbul University? ( İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci miydin?) 
- Was the lesson very difficult? ( Ders çok zor muydu?)
- Was it an exciting film? ( O, heyecan verici bir film miydi?) 

Yes / No Questions 

Kısa cevaplar verdiğimiz sorulardır. 

A: - Was your father a teacher?  ( Baban bir öğretmen miydi?) 
B: - Yes, he was. / No, he wasn't: 

A: - Were you at the party with your friends?  ( Arkadaşlarınla partide miydin?) 
B: - Yes, I was. / No, I wasn't. 


Simple Past Tense + V2 

 Burada fiillerin 2. hallerini kullanırız. İngilizce'deki fiillerin çoğunun sonuna "-d, -ed ve -ied " takılarını getirerek geçmiş zaman halini elde ederiz. 
Examples: 
 - Jack and Clara danced together at the party. ( Jack ve Clara partide beraber dans etti.)
 - I played table tennis yesterday. ( Dün masa tenisi oynadım.)
 - The baby cried a lot. ( Bebek çok ağladı.)

  Bu tense ile did yardımcı fiilini kullanırız. Yukarıda gördüğümüz gibi olumlu cümlelerde bu yardımcı fiili kullanmayız, ama olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde kullanırız! 

Geçmiş Zamanda Olumsuz Cümle Kurmak 

  Olumsuz cümlelerde did yardımcı fiilini ardından da NOT olumsuzluk ekini kullanırız. Cümle yapısı *Subject + did not / didn't + V1 + object şeklindedir. 

Examples: 
- I didn't go to the theatre yesterday. ( Dün tiyatroya gitmedim.) 
- He didn't eat lunch at the hotel. ( O, otelde öğle yemeği yemedi.)
- They didn't sleep all night. ( Onlar tüm gece uyumadılar.)

Geçmiş Zamanda Soru Cümlesi Kurmak 

  Soru cümlesi kurmak için did yardımcı fiilini cümlenin başına alırız. Cümle yapısı *Did + subject + V1 ( fiilin ilk hali ) + object ? şeklindedir. 

Examples: 
 - Did she clean the house?  ( O, evi temizledi mi?) 
 - Did you buy a new dress?  ( Yeni bir elbise aldın mı?) 
 - Did they watch TV?  ( Onlar televizyon izledi mi?) 

Cümle yapıları tablosu

Yes / No Questions 

A: - Did you drink a coffee last night?  ( Dün gece kahve içtin mi?) 
B: -Yes, I did. / No, I didn't. 

A: -Did Elvan eat a hamburger?  ( Elvan hamburger yedi mi?) 
B: -Yes, she did. / No, she didn't. 

A: -Did they study lesson? ( Onlar ders çalıştı mı?) 
B: -Yes, they did. / No, they didn't. 

Time Expressions ( Zaman İfadeleri ) 

 Bu tense ile kullandığımız zaman ifadeleri; 
yesterday = dün    yesterday morning / afternoon / evening.
last = geçen            last night / week / month/ year / summer / Friday / April.
ago = önce             five minutes ago
                               two hours ago
                               ten days ago
                               years ago   
in = -de, -da           in 1923 / 2001 / 1453.


 İngilizce'de fiillerin büyük çoğunluğu düzenli fiildir ve sonuna "-d, -ed, -ied" eklerinden birini alarak past hale gelirler demiştik, fakat bazı fiiller bu ekleri almazlar dolayısıyla past halleri farklı olur. 
Bu fiillerden bazıları şunlardır: 
 V1                                        V2
begin                                    began
buy                                       bought
come                                    came
drink                                   drank
do                                        did
eat                                       ate
go                                        went
have                                    had
make                                   made
run                                      ran
see                                       saw
swim                                   swam
understand                        understood
write                                   wrote

Examples: 
- I wrote a letter yesterday night. ( Dün gece bir mektup yazdım.)
- Kenan bought a new car last week. ( Kenan geçen hafta yeni bir araba aldı.) 
- Sibel came to us three hours ago.  ( Sibel üç saat önce bize geldi.)
- The teacher began to speak two minutes ago. ( Öğretmen iki dakika önce konuşmaya başladı.) 


 Bu haftaki tekrarımızı da yaptığımıza göre aşağıdaki kısa ve anlaşılır videoyu izleyerek Simple Past Tense konu anlatımıyla beraber daha çok örnek görebilirsiniz.


 

 Simple Past Tense ile ilgili tüm öğrendiklerimizden yola çıkarak geçen yaz neler yaptığınızı anlattığınız kısa bir video çekip önümüzdeki ders sınıfa getirmenizi istiyorum. 

 Unutmayın, başarı merdivenleri elleri cebinde çıkılmaz!  :)




12 Aralık 2020 Cumartesi

UNIT 6 : CONJUNCTIONS 


 Bu ünitede "Conjunctions" konusunu tekrar edeceğiz. Türkçe karşılığı "Bağlaçlar"dır. Şimdi İngilizce'de en çok kullandığımız 5 bağlacı beraber ele alacağız. Bu bağlaçlar "and, but, or, so, because"dur. 

1) and : ve.    and  birbirine paralel cümleleri, nesneleri ve fiilleri birbirine bağlar. 
- I'm reading a book these days, and its subject is very interesting. ( Bugünlerde bir kitap okuyorum ve kitabın konusu çok ilginç.) Burda and iki cümleyi birbirine bağladı!
- We feed cats and dogs in the garden. ( Bahçedeki kedi ve köpekleri besleriz.) Burda and nesneleri birbirine bağladı!  
- She goes to school every day and studies hard. ( O, her gün okula gider ve sıkı çalışır.) Burda and fiilleri birbirine bağladı! 


2) but : ama, fakat.   but birbirine zıt (olumlu-olumsuz) cümleleri bağlar. 
- I can speak English, but I can't speak French. ( İngilizce konuşabilirim fakat Fransızca konuşamam.)
- John likes horror films, but he doesn't like romantic films. ( John korku filmlerini sever fakat romantik filmleri sevmez.) 
- They want to buy a car, but they don't save money. ( Onlar araba almak istiyorlar ama para biriktirmiyorlar.) 

3) or : ya da, veya, yoksa.   or seçenek belirtir. Or kullandığımız cümle olumlu, olumsuz veya soru olabilir. 
- Gizem plays volleyball or table tennis in the gym. ( Gizem spor salonunda voleybol ya da masa tenisi oynar.)
- Are you a student or a teacher? ( Sen öğrenci misin yoksa öğretmen misin?) 
- My sister doesn't drink milk or coffee at nights. ( Kız kardeşim geceleri süt veya kahve içmez.)

4) so : bu yüzden.  so "bu nedenle, bu yüzden" anlamlarına gelir ve sonuç belirtmek için kullanılır. 
- I wake up late on sundays, so I have breakfast late. ( Pazar günleri geç uyanırım bu nedenle kahvaltımı geç yaparım.) 
- Murat is very sick, so he is resting at home. ( Murat çok hasta bu yüzden evde dinleniyor.) 
- You are very clever, so you can solve this problem easily. ( Çok zekisin bu yüzden bu sorunu kolayca çözebilirsin.) 

5) because : çünkü.  because sebep bildiren cümlelerle kullanılır. 
- I want to become an English teacher, because I love English. ( Bir İngilizce öğretmeni olmak istiyorum çünkü İngilizce'yi seviyorum.) İngilizce öğretmeni olmak için bir sebep bildirdim! 
- They can't go out with their friends, because it is too late. ( Onlar arkadaşlarıyla dışarı çıkamazlar çünkü saat çok geç.) 
- Sarah is eating a sandwich now, because she is very hungry. ( Sarah şu an bir sandviç yiyor çünkü o çok aç.) 

  Konumuz bittiğine göre aşağıdaki soruları kolayca çözebiliriz.


  
 Şimdi aşağıdaki ilk videoyu izleyerek örneklerle kısa bir konu tekrarı yapınız ve,



  ardından bu eğlenceli Conjunctions şarkısını dinleyerek eşlik etmeye çalışınız. 




Tüm bu örneklerden yararlanarak *aşağıdaki soru formunu* cevaplayın ve konuya artık tamamen hakim hale gelin. :)

11 Aralık 2020 Cuma

 UNIT 5 : PRESENT CONTINUOUS TENSE 

  Bu tense, konuşma anında yapılan işlerden bahsederken kullanılır. Türkçe karşılığı "Şimdiki Zaman"dır.Daha önce fiil olarak gördüğümüz "am, is, are" bu tense'de yardımcı fiil olarak kullanılır. Sürerliliği göstermek için de fiile "-ing" (yor) takısı getirilir. Cümle yapısı subject (özne) + am,is,are + V-ing + object (nesne) şeklindedir. 
 
 Examples:
-We are learning Present Continuous Tense.  ( Şimdiki Zamanı öğreniyoruz.) Olay şu anda meydana geliyor!
-I am eating an ice cream.  ( Dondurma yiyorum.) Şu an meydana geliyor!
-He is doing his homework.  ( O, ödevini yapıyor.) Şu an yapıyor!

Bu zamanı sadece konuşma anında olan olaylar için değil,  şu sıralarda yapmakta olduğumuz işleri anlatırken de kullanırız: 
 
 Examples:
 -I am taking nine courses this semester.  ( Bu dönem dokuz ders alıyorum.) Olay şu anda değil, bu dönem içinde gerçekleşiyor!
-Halil is studying hard for the university exam this year. ( Halil bu sene sıkı bir şekilde üniversite sınavına çalışıyor.) 
-We are spending time at home these days. ( Bu günlerde evde zaman geçiriyoruz.) 

Şimdiki Zamanda Olumsuz Cümle Kurmak

Olumlu cümle örneklerini yukarıda gördüğümüze göre, şimdi olumsuz cümle kurulumuna bakalım. Olumsuz cümlede ne kullanacağımızı artık çok iyi biliyoruz. Şimdiki zamanda olumsuz cümle yapısı subject + am, is, are not + V-ing + object şeklindedir. 

Examples: 
-The children aren't drawing pictures now. (Çocuklar şu an resim çizmiyorlar.) 
-Burak isn't drinking tea. ( Burak çay içmiyor.) 
-I am not watching TV now. ( Şu an televizyon izlemiyorum.) 



Şimdiki Zamanda Soru Cümlesi Kurmak

 Soru cümlesi yaparken daha önce de öğrendiğimiz gibi yardımcı fiili cümlenin başına alıyoruz. Yani cümle yapısı am, is, are + subject + V-ing + object ? haline dönüşüyor. 
 
 Examples: 
-Am I making a joke now?  ( Şu an şaka mı yapıyorum?)
-Is she talking to her friend? ( O, arkadaşıyla mı konuşuyor?) 
-Are you reading a magazine? ( Bir dergi mi okuyorsun?) 

Time Expressions ( Zaman İfadeleri )

 Bu zamanda kullandığımız zaman ifadeleri,  

now = şimdi
at present = şu anda, şu sıralar
right now = tam şu anda 
at the moment = şu anda 
these days = bugünlerde 
today = bugün 
nowadays = şimdilerde

bu ifadeleri gördüğümüzde o cümlenin Present Continuous Tense olduğunu anlarız. 
 
 Present Continuous Tense'de fiillere -ing takısı eklerken bazı değişiklikler yapmamız gerekir. Şimdi bu değişikliklere bir göz atalım: 
a. Sonu"-e"ile biten fiillere -ing eklenirken -e düşer. 
  -write --- writing ,  hope --- hoping , take --- taking , ride --- riding 
b. Sonu bir sesli ve bir sessiz harf ile biten tek heceli fiillerde sondaki sessiz harf çift yazılır. 
  -sit --- sitting , stop --- stopping , run --- running , cut --- cutting 
c. Sonu -y ile biten fiillere -ing eklenirken yazımda bir değişiklik olmaz.!!
  -study --- studying , try --- trying , play --- playing , buy --- buying 
d. Sonu -ie ile biten fiillerde -ie,  -y'ye dönüşür ve -ing eklenir. 
  -die -- dying , lie --- lying 
e. Sonu iki sessizle biten fiillere -ing eklenirken yine değişiklik olmaz. 
  -hold --- holding , start --- starting , spend --- spending , paint --- painting 

Yes / No Questions 

 Kısa cevap verdiğimiz sorulardır. 

Examples:

 A: -Are you studying English at the moment?  ( Şu an İngilizce çalışıyor musun?) 
 B: -Yes, I am. / No, I am not. 

A: -Is it raining now? ( Şu an yağmur yağıyor mu?) 
B: -Yes, it is. / No, it isn't. 

A: -Is your mother writing a novel nowadays?  ( Annen şimdilerde bir roman yazıyor mu?) 
B: -Yes, she is. / No, she isn't. 


 Bu haftaki konumuzu da bitirmiş olduk. Aşağıdaki videoda Present Continuous Tense ile iki hafta önce işlediğimiz Simple Present Tense kıyaslamasını örneklerle görebilirsiniz. 




  Şimdi de sizden Present Continuous Tense ile kurduğunuz cümle örneklerini renkli kartonlara yazıp sınıfa getirmenizi istiyorum, cümlelerinizi görsellerle destekleyebilirsiniz.





10 Aralık 2020 Perşembe

 UNIT 4 : CAN / CAN'T 

 Can, İngilizce'de kullanım sıklığı yüksek olan kip belirteçleri arasındadır. Geniş zaman (Simple Present Tense) ile kullanılır. Can ve can't tümcede yardımcı fiil işlevi görürler ve birlikte kullanıldıkları eylemlere çeşitli anlamlar kazandırırlar. Can'in cümleye kattığı en temel anlam "bir işi yapabilme, bir işe gücü yetme"dir. Diğer anlamları daha sonraki senelerde işlenecektir. Can "-ebilmek, -abilmek" anlamındadır ve tüm şahıslarda hiçbir değişikliğe uğramadan kullanılır. 
   * Subject + can + V1 (fiilin ilk hali)

Examples:
 I can speak English.  ( İngilizce konuşabilirim.)
 He can swim well.   ( O, iyi yüzebilir.) 
 They can run fast. ( Onlar hızlı koşabilirler.)
 
 Can ile nasıl olumlu cümle kurulduğunu yukarıdaki örneklerde gördük  Şimdi ise nasıl olumsuz cümle kurulduğunu görelim: 
Her zaman yaptığımız gibi İngilizce'deki olumsuzluk eki NOT kullanacağız. Can not ile "can't veya cannot" biçiminde kullanılır. Anlamı "yapamamak, gücü yetmemek"tir.
  * Subject + can't/ cannot + V1 

Examples: 
 I cannot play the piano. (Ben piyano çalamam.) Çalmaya yeteneği/gücü yok. 
 Ahmet can't solve this problem. (Ahmet bu problemi çözemez.) Çözmeye yeteneği/gücü yok.
 You cannot draw picture. ( Sen resim çizemezsin.) Çizmeye yeteneği/gücü yok.
 *Aşağıdaki soruyu cevaplayalım!

 Şimdi de can ile soru cümlesi kurmayı öğrenelim. Soru cümlesi kurarken daha önceki ünitelerde de yaptığımız gibi "can" yardımcı fiilini cümlenin başına alıyoruz: 
   * Can + subject + V1 ...?

Examples: 
 Can I drive a car?  ( Araba sürebilir miyim?) Buna yeteneğim var mı?
 Can you speak Spanish?  ( İspanyolca konuşabilir misin?) Buna yeteneğin var mı?
 Can your father fix a machine?  (Senin baban bir makineyi tamir edebilir mi?) Buna yeteneği/gücü var mı?


 Yes / No Questions 

 Evet veya hayır diyerek kısa cevap verdiğimiz sorulardır. 

A: -Can you wake up early in mornings?  ( Sabahları erken kalkabilir misin?)
B: -Yes, I can.  / No, I can't.  (Evet kalkabilirim. / Hayır kalkamam.)

A: -Can turtles run fast?  ( Kaplumbağalar hızlı koşabilir mi?) 
B: -No, they can't. ( Hayır koşamazlar.) 

A: -Can Ali dance at the party?  ( Ali partide dans edebilir mi?) 
B: -Yes, he can.  / No, he can't.  (Evet edebilir. / Hayır edemez.)

Yukarıda gördüğünüz gibi kısa cevaplarda özel isim kullanmıyoruz. Özel isim yerine ona karşılık gelen kişi zamirini kullanıyoruz!* 

 

 Bu haftaki konumuzu özetleyen aşağıdaki videoyu izleyelim ve videonun sonundaki soruları verilen sürede yapmaya çalışalım. 




Aşağıdaki boşlukları can ya da can't ile doldurup cevapları sınıfa getirmenizi istiyorum. Başarılar...
Exercises: 1) A dolphin ........... swim,  but it ........... walk. 
         2) A parrot .......... write, but it ........... talk. 
3) A frog .......... fly, but it ........... jump.
4) Beril ........ act well, because she is very talented.
 5) My dog ........ catch the ball, because it is very clever. 
6) We ......... live long without air. 
7) Your aunt is a nurse. She ........ give injections. 
8) I ........ play the flute, but I ......... play the violin.
9) A: -....... you ride a horse?  B: -No, I ..... .
10) Cats ....... climb up trees, but dogs ........ .








 
 

 

9 Aralık 2020 Çarşamba

 UNIT 3 : THE PRESENT SIMPLE TENSE

  Bu tense alışkanlıklardan, düzenli olarak yapılan işlerden ve bilimsel gerçeklerden bahsederken  kullanılır. Türkçede "Geniş Zaman" olarak karşılık bulur. Yani işler daha önce de yapılmıştır, şu sıralarda da yapılmaktadır ve gelecekte de yapılacaktır. 

 - I get up at 6 o'clock every morning. ( Her sabah 6'da uyanırım.)
 - She goes to the library at weekends. ( O hafta sonları kütüphaneye gider.) 

 Geniş zamanın iki tane yardımcı fiili vardır: do ve does. Bunlar olumlu cümlede kullanılmaz. Olumlu cümlenin öznesi 3. tekil şahıs (he, she, it) ise fiile "-s", "-es" veya "-ies" takısı getirilir. 
  Bu durumun kurallarını şu şekilde açıklayabiliriz: 
İngilizcede çoğu fiilin sonuna genelde "-s" takısı getirilir. 
1) Fiil bir sessiz harf ile bitiyorsa ve hemen öncesinde bir sesli harf varsa plays, runs. Fiil "e" harfiyle bitiyorsa likes, comes. 
2) Fiil ss, ch, sh, x ve o ile bitiyorsa sonuna "-es" takısı getirilir.  Kiss---kisses , watch---watches , wash---washes , fix---fixes , *go---goes ve do---does.
3) Fiilin son harfi y ve y'den önce bir sessiz harf varsa y düşer ve yerine "-ies" takısı getirilir. Try---tries, study---studies, fly---flies, carry---carries. 

- My father drinks tea after dinner. (Babam akşam yemeğinden sonra çay içer.) 
- The mechanic fixes the cars. (Tamirci arabaları tamir eder.) 
- My cat goes to the kitchen at nights. (Kedim geceleri mutfağa gider.) 
- An elevator carries everthing. (Bir asansör, her şeyi taşır.)

  

  Geniş Zamanda Olumsuz Cümle Kurmak

  Bu tense ile olumsuz cümle yapmak için do ve does yardımcı fiillerine NOT eki getirilir. 
 I, you, we, they özneleriyle don't, he, she, it özneleriyle doesn't kullanılır ve devamında fiil yalın halde olur. * do+not = don't ve does+not = doesn't şeklinde kısaltılarak da yazılabilir. 

Examples
 - You don't play computer games at nights. (Sen geceleri bilgisayar oyunu oynamazsın.)
 - He doesn't learn French at school. (O, okulda Fransızca öğrenmez.)
 - Babies don't drink coffee. (Bebekler kahve içmezler.)


  Geniş Zamanda Soru Cümlesi Kurmak

 Burada yapacağımız şey yine oldukça basittir. Soru cümlesi yapmak için do ve does yardımcı fiillerini cümlenin başına alıyoruz. Asıl fiilimiz ise yalın yani 1. haldedir. 
     * Do +  I, you, we, they .... ?   /   Does + he, she, it .... ?
Examples 
 - Do you get up early?  (Sen erken kalkar mısın?)
 - Do they meet their friends at weekends? (Onlar hafta sonları arkadaşlarıyla buluşurlar mı?)
 - Does your dog run fast? (Köpeğin hızlı koşuyor mu?)
 - Does she clean the house? (O, evi temizler mi?)

Bu tablo cümle kurulumunun bir özetidir.
  

  Adverbs of Frequency ( Sıklık Zarfları ) Kullanımı

 Bu tense ile birlikte sıklık zarflarını çoklukla kullanırız. Yardımcı fiil bulunmayan cümlelerde bu zarflar asıl fiilden önce, özne ile yüklemin arasında yer alır. 
 
 always : her zaman, daima. I always walk to school. ( Okula daima yürüyerek giderim.)
Does he always watch TV in the mornings?  (O, sabahları daima televizyon izler mi?) 
 usually : genellikle. She usually plays piano in the afternoons. (O, genellikle öğleden sonraları piyano çalar.)  Do you usually come late? (Genellikle geç mi gelirsin?)  
 often : sık sık.  They often go hiking. (Onlar sık sık doğa yürüyüşüne gider.)
Does she often buy clothes? (O sık sık kıyafet alır mı?) 
 sometimes : ara sıra, bazen.  He sometimes goes to the theatre. (O ara sıra tiyatroya gider.)
Do they sometimes go to park? (Onlar ara sıra parka gider mi?)
 rarely(seldom) : nadiren, ender.  I rarely buy a magazine. (Nadiren bir dergi alırım.)
Does he seldom play football? (O nadiren mi futbol oynar?) 
 never : asla.  He never reads book. (O asla kitap okumaz.) 
Aslı never lies. (Aslı asla yalan söylemez.)
 
 Yukarıdaki cümlelerde bu zarfların cümle içinde asıl fiille nasıl kullanıldığını gördük, şimdi de "am, is are" ile nasıl kullanıldığını görelim. Bu zarflar cümlede "am, is, are"dan sonra kullanılır: 
 -  I am sometimes nervous. (Ben bazen sinirliyimdir.)
 -  Peter is always late for school. (Peter okula daima geç kalır.) 
 -  We are usually punctual. (Biz genellikle dakikizdir.)

  

  Zaman İfadeleri (Time Expressions) 

  Bu tense ile kurulan cümlelerin sonunda şu zaman ifadelerini görürüz: 
1) every  +  hour/ day/ morning/ week/ month/ year.
I go to work every day. ( Her gün işe giderim.)
She travels every summer. (O, her yaz seyahat eder.)

2) once, twice, three times, four times... + a day/ week/ month/ year. 
Susan goes shopping twice a week. (Susan haftada iki kez alışverişe gider.)
They play golf once a month. (Onlar ayda bir kez golf oynarlar.)
I call my parents three times a day. (Günde üç kez anne-babamı telefonla ararım.)

 

  "How Often" Soru Kelimesi

 "Ne kadar sık(lıkta)" anlamındadır ve işlerin ne sıklıkta yapıldığını belirtmekte kullanılır. Bu soruya yukarıdaki zaman ifadeleri ve sıklık zarflarını kullanarak cevap veririz. 
A: -How often do you brush your teeth?  (Dişlerini hangi sıklıkta fırçalarsın?)
B: -I always brush my teeth. (Dişlerimi daima fırçalarım.)
      I brush my teeth every day. (Dişlerimi her gün fırçalarım.)
      I brush my teeth twice a day. (Dişlerimi günde iki kez fırçalarım.)

  Yes / No Questions 

 Cevap olarak kısaca evet ya da hayır dediğimiz sorulardır. 
Examples 
 A: - Do you have lunch at school? (Okulda öğle yemeği yiyor musun?)
 B: - Yes, I do. / No, I don't. 
 A: - Does your mother work? (Senin annen çalışıyor mu?)
 B: - Yes, she does. / No, she doesn't. 
 A: - Do giraffes live in Africa? (Zürafalar Afrika'da mı yaşar?)
 B: - Yes, they do. 


NOT: Kısa cevaplarda özel isim kullanılmaz!!!
 
  Bu haftaki konu tekrarımızı bitirdik. Simple Present Tense bazı temel kurallarının ve örnek cümlelerin bulunduğu aşağıdaki eğitsel şarkıları dinleyelim, dinlerken şarkıya eşlik etmeyi ve şarkı bitince aklımızda kalanları söylemeyi unutmayalım. Bu sayede daha kalıcı bir öğrenme gerçekleşecektir. :)
 
 





 Verdiğim örneklerden ve izlediğiniz videolardan yararlanarak "bir gününüzü" anlatan bir paragraf yazıp sınıfa getirmenizi istiyorum. Unutmayın "Emek verdiğiniz her şey değerlidir." :)